8 Aralık 2012 Cumartesi

 Üşüyorum ama kıştan değil. İçimin ayazından üşüyorum. Kırık kalbimden giren soğuktan üşüyorum. 
Bugün farklı olacak dediğim günler birbirinin aynıydı hep. Bir yoksunluk hissi taşıyorum aylardır, bir hiçlik, bir tanımsızlık.
İçim ürperiyor, içim üşüyor, içim kan ağlıyor ama belli edemiyorum. "Niye?" deseler verecek cevabım yok çünkü. 
Unutulmuş, unutulduğu sanılmış bir çok şey var ağlamamı gerektiren.
Kemiklerim çatırdıyor ağırlığı olmayan yüklerin altında.
Ve omuzlarımdaki yükü taşıyamaz hale getiriyor yollar beni. 
Ve hiçliğimi unutturamıyor şiirler, sözler, şarkılar.
Ağırlığı olmayan yükümün altında ezilirken, bir hiç gibi oradan oraya savrulurken yüreğimin ayazında donuyorum. Varlığım belli belirsizken yokluğum bir hiçe dönüşüyor. 
Hala üşüyorum.
Bir düş kırıntısı salınıyor yadıma. Sıcacık bir gülümsemeyle içimi ısıtan, anlık bir hayal zerreciği.
Bedenim ağır, yüküm çok daha ağır. Yolum uzun, içim soğuk. Kapamalıydı kalbimin kapılarını, ah ah!
Pas tutmuş kilitler var şimdi orada. Kapanmayan kapılar ve bir ur gibi beni tüketen hisler.
Evet yabancı. Üşütüyor bu duygu beni, tüketiyor, bir hiçe çeviriyor.


"Kalbim hala sıcak fazla uzaklaşmış olamaz" diyebilmek isterdim.